İkinci Özellik: Peygamberler Davetleri İçin Ücret İstemezler

Hz. Peygamber (s.a.v)'in davetlerinin ikinci özelliğine gelince ise o da; Onların, hiç bir kimseden bir ücret istememeleri ve Peygamberlik görevini tebliğ etmede insanlardan bir değer ve para kabul etmemeleridir. Zira onlar, mükafatı ve sevabı yalnızca şanı yüce olan Allah'tan isterler. Peygamberlerden her biri aleni ve açık olarak kavmine ve kavminin ileri gelenlerine, davetine karşılık kendilerinden bir ücret istemediğini ilan etmekte ve davetinin dünyalık bir istek veya mal isteğinde olmadığını bütün açıklığıyla ve netliğiyle açıklamaktaydılar.

Kur'ân-ı Kerîm, bu konuda, Hz. Hûd (a.s)'ın, kavmine şöyle hitap ettiğini açıklamaktadır:

" Ey kavmim! Ben (Allah'ın emirlerini ve yasaklarını tebliğ etmek için) bu tebliğe karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratandan başkasına ait değildir. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?" (Hûd: 11/51.)

Yüce Allah, bu hakikati, Peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed (s.a.v)'e de, açık ve net bir şekilde şöyle bildirmektedir:

" (Ey Muhammed, onlara:) 'Bu (tebliğime ve uyarılarıma) karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Sadece Rabbine doğru bir yol isteyen kimseler olmanızı istiyorum' de." (Furkân : 25/ 57.)

Yine Şanı Yüce Allah, Kur'an'ın bir başka yerinde, Resulullah (s.a.v)'e, davetiyle ilgili olarak şöyle demektedir:

" (Ey Muhammed, onlara:) 'Bu (tebliğime ve uyarılarıma) karşılık sizden bir ücret istemiyorum ve ben, kendiliğimden bir şey teklif edenlerden de değilim." (Sâd : 38/ 86.)

Böylece Peygamberlerin hiçbir kimseye maddi kazanç veya dünyevi kazanç maksadıyla davette bulunmadıklarını görmekteyiz. Zira Onlar, kavimlerindeki hiçbir kimseden bir ücret istemediklerini, ücretlerini ancak Allah'tan istediklerini ilan etmektedirler. Davetlerinde, işi ihlasla yapmaktalar. Nasihatlerinde ve irşatlarında ise övgü ve methiye istememektedirler. Sadece Ahiret sevabını ve Allah'ın rızasını arzulamaktadırlar. Yüce Allah bu konuda Kur'ân-ı Kerîm'inde şöyle buyurmaktadır:

" Artık her kim, Rabbine kavuşmayı umuyorsa, salih amel işlesin ve Rabbine ibadette, hiçbir şeyi ortak koşmasın.” (Kehf: 18/110.)