Hz. Yûsuf Es-Sıddik (a.s)’ın Masum Oluşu ile İlgili Mesele

Şanı Yüce Allah, Hz. Yûsuf (a.s)'a; güzellik verdiğini ve yücelik ile değerlilik elbisesini ona giydirdiğini; buna karşılık Mısır azizinin hanımının, onu fitneye düşürmek istediğini, saptırmak ve tahrik etmek maksadıyla ona kötülük yapmayı istediğini, fakat Hz. Yûsuf (a.s)’ın (bu saptırma ve tahriklere karşı) demirden daha sert ye dağdan daha güçlü olduğunu, azizin hanımıyla birlikte diğer sosyete kadınlarının planladığı çok ince hileler ile şiddetli şehevi saldırıların, Hz. Yûsuf (a.s)'a etki etmediğini ve bununla birlikte bu yüce peygamberin suçsuzluğunu ve masum olduğunu ortaya koyan Kur'ân-ı Kerîm, onun bu kıssasını, parlak bir biçimde bize anlatmıştır. Fakat Kur'an'ı Kerim, bize bu kıssanın bir kısmını şöyle anlatmaktadır:

" Şehirdeki birtakım kadınlar: 'Azizin karısı, (yanında çalışan) delikanlısının nefsinden murad almak istiyormuş. (Kölesine olan tutkusu,) yüreğinin zarını delip (kalbinin derinliklerinin) içine kadar işlemiş. Görüyoruz ki O (azizin hanımı), doğrusu apaçık bir sapıklık içerisindedir' dediler. Vaktaki (kadın) onların gizliden gizliye (arkasından) yaptıkları dedikoduları işitince, onlara (evine misafir olarak gelmeleri için) haber yolladı, (misafirler evine gelince,) onlar için (oturup) yaslanacak yerler (ve ayrıca bir de sofra) hazırladı. (Böylece sıkıntı vermeyecek rahat bir ortam hazırlayıp, ellerine de meyve soymak için bıçaklar vermek suretiyle onların huzuruna Yûsuf'u çıkarmakla onu görür görmez dehşete düşmelerini, kendilerinden geçmelerini ve farkında olmadan da ellerini kesmelerini sağlamak için) onlardan her birine birer bıçak verdi. (Yûsuf'a da) 'çık karşılarına' dedi. Hepsi onun güzelliğini görünce, onu, çok büyük bir varlık kabul ettiler ve (hayranlıklarından dolayı dehşete düşerek) ellerini kestiler, ve dediler ki: 'Allah'ı tenzih ederiz. Haşa, bu bir insan değildir. Bu, çok şerefli bir melekten başkası olamaz. " (Yûsuf: 12/30-31.)