Resulullah (s.a.v)'in, Mümin Bir Kimseden Yüz Çevirip Suratını Asması Üzerine Gelen İkaz

Bu da, Yüce Allah'ın şu sözünde geçmektedir:

" Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber, ondan) yüzünü asıp (müşriklere doğru) çevirdi. (Ey Muhammed) Ne bilirsin, belki de o arınacak yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti. " (Abese: 80/1-4).

Peygamberlerden masiyetin meydana gelebileceğini ve onlar için masumiyetin vacip olmadığını iddia eden kimseler, bu ayetin zahirine sarılmaktadırlar. Böyle bir iddia, ayetin doğru anlamını idrak edememekten ve anlayamamaktan kaynaklanan bir hatadır. Ayetin iniş sebebi; Resulullah (s.a.v)'in masiyet işlemediğini, yalnızca evla olana ve en mükemmel olana muhalefet ettiğini göstermektedir. Resulullah (s.a.v) de, evla olanı ve en mükemmel olanı terkettiğinden dolayı Yüce Allah Ona, en mükemmel olanı ve en üstün olanı yani müşrikleri bırakıp bir Müslümana tebliğ etmesi gerektiğini haber vermektedir.

İbn Cerîr et-Taberî, Abdullah ibn Abbas (r.a)'ın şöyle söylediğini rivayet etmiştir:

"Bir ara Resulullah (s.a.v), müşriklerin ileri gelenlerinden olan Utbe b. Rebia, Ebu Cehil b. Hişam ve Abbas b. Muttalib'i İslam’a davet ettiği bir sırada -zira onların İslam’a girmeleri hususunda fazlaca ilgi gösteriyor ve inanmalarını çok arzuluyordu ki- yürüyerek Resulullah (s.a.v)'e Abdullah ibn Ümmü Mektum denilen kör bir adam geldi. Resulullah (s.a.v) ise müşriklerin ileri gelenlerini İslam’a davet etmekle meşguldü. Abdullah ibn Ümmü Mektum, Resulullah (s.a.v)'e, kendisi için Kur'an'dan bir ayet okumasını isteyerek:

- 'Ey Allah'ın Resulü! Allah'ın sana öğrettiğinden bana da öğret' der ve isteğinde ısrarlı davranır. Resulullah (s.a.v), müşriklerin ileri gelenlerine anlattığı konunun kesilmesini istemez ve ondan surat asıp yüz çevirir ve onun bu şekilde konuşmasını hoş karşılamaz. Ve diğerlerine yönelerek kaldığı yerden konuşmasına devam eder. Bunun üzerine Yüce, Allah 'Yanına kör bir kimse geldi diye yüzünü asıp çevirdi' (Abese: 80/1-2) ayetlerini indirir. Onun hakkında bu vahyin inmesinden sonra Hz. Peygamber (s.a.v) Abdullah ibn Ümmü Mektum'a fazlaca ilgi göstermiş ve onunla konuşmaya yönelerek, 'Bir ihtiyacın var mı? Bir şey istiyor musun?' dedi.

İbn Cerîr derki: "Yüce Allah, kör kimsenin adını, fazla gereksinim duymadığından dolayı, üstü kapalı olarak anmıştır. Sanki burada Hz. Peygamber (s.a.v)'in, onun kör olmasından dolayı yüz çevirdiği söylememektedir. Bu davranışın aksine Hz. Peygamber (s.a.v.)'in, kör olan Abdullah'a; sevgi ve şefkat göstermesi, ona (sıcak bir şekilde) yaklaşması ve ona hoş geldin demesi gerekirdi." (İbn Cerîr et-Taberî, Câmiu'l-Beyân, 30/51.)

Ayetin iniş sebebinden anlaşıldığı gibi; Resulullah (s.a.v), Kureyş'in ileri gelenlerini İslam'a davet etmekle meşguldü. Bunların peşlerinden gelenler de Müslüman olur ümidiyle, onların Müslüman olmasını çok arzuluyordu. Bundan dolayı da Resulullah (s.a.v), yanında bulunan Kureyş'in ileri gelenleriyle meşgul olduğu bir sırada, kör olan Abdullah ibn Ümmü Mektum (r.a) yanına gelerek: 'Ey Allah'ın Resulü! Allah'ın sana öğrettiğinden bana da öğret' dedi. Resulullah (s.av.) ise onun bu isteğine o sırada cevap vermekten kaçındı. Çünkü Resulullah (s.a.v)'e göre; Kureyş'in ileri gelenlerine İslam'ı tebliğ etmesi, bu şahsın isteğinden daha önemli ve daha büyüktü. Bunun üzerine Yüce Allah, Hz. Peygamber (s.a.v)'i kınadı ve onun için; en üstün olanın ve en iyi olanın, kendisine gelen o kör adamın isteğine cevap vermesi gerektiğini bildirdi.

Fahreddin er-Râzî ise bu konu ile ilgili olarak şöyle der: "Peygamberlerden günahın meydana geleceğini söyleyenler, bu ayeti delil tutarak; Yüce Allah'ın, bu yaptığından dolayı Hz. Peygamber (s.a.v)'i kınaması, o fiilin masiyet olduğunu gösterir dediler. Bu iddia, gerçekten ve hakikatten uzak ve kuru bir iddiadır. Biz, bunun; (önceden) tayin edilmiş bir takdiri ilahi olduğunu daha önce açıklamıştık. Şu kadar var ki; Hz. Peygamber (s.a.v)'in tek tarafa ilgi göstermesi, zenginleri, fakirlere tercih ettiği zannını uyandırıyor. Böyle bir davranış ise,

Hz. Peygamber (s.a.v)'in kişiliğine ve yapısına uygun düşmez. Bu taktirde bu davranış, ihtiyatı terk ve daha üstün olanı bırakma şeklindeki bir davranış olur ki, bu, suç ve günah anlamını taşımaz." (Fahreddin er-Râzî, Tefsiri Kebîr, 31/55.)

İbn Hazm ise, -bu ayete tutunarak Peygamberlerden günahın meydana geleceğini söyleyenlere- şöyle cevap vermiştir: 'Yüce Allah'ın, 'Yanına kör bir kimse geldi diye yüzünü asıp çevirdi.' (Abese: 80/1-2) ayetlerine gelince ise; 'Resulullah (s.a.v)'in yanına Kureyş'in bazı ileri gelenleri oturmuştu. Resulullah (s.a.v)'de, onlara, İslam'ı tebliğ ediyordu. Çünkü Resulullah (s.a.v), onların Müslüman olmasını çok arzuluyordu. Zira bunlar Müslüman oldukları taktirde Kureyş'ten birçok kimsenin Müslüman olacağını ve böylece İslam Dininin, daha iyi yayılacağını biliyordu. Bunu yanı sıra kendisinin yanında beklemekte olan bu kör kimsenin; kendisinden, dini konularda bir şeyler sorduğunda -ona cevap ver-mediği taktirde- onun çekip gitmeyeceğini bildiğinden ve ondan daha önemli iyi bir işin gitmesinden korktuğundan dolayı onunla meşgul olmadı. Zira onun çekip gitmesinden korkmuyordu. Çünkü o şahıs, mümin bir kimseydi. Biraz daha bekleyebilirdi... Görünüşteki bu tavır, din konusunda yani onların Müslüman olmalarının İslam'a daha faydalı olacağı kaygısındandı. Kur'an'ın muzaffer olmasındaki bu gayret, sadece işin dış görünüşündeydi. Allah'a daha iyi yaklaşmak gayesiyle, eğer bugün bizden birisi, Resulullah (s.a.v)'in yaptığını yapsa elbette sevap kazanır. Ama Yüce Allah, Resulullah (s.av.)'i; kendi katında faziletli, iyi ve takvalı olan bu kör kimsenin isteğini kabul etmesi, müşrikleri İslam'a davet etmesinden daha üstün olmasından dolayı onu kınamıştır. (Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, 188-191.)