Nûh Kavminin Putlara Tapması

Ayeti Kerimelerin, Hz. Nûh (a.s)’ın kıssası hakkında işaret ettiği üzere; Hz. Nûh (a.s), Allah'a şirk koşan, taşlardan ve bakırlardan yapılan putlara tapan, Allah'tan başkasını 'ilah" edinen, ve bu taptıkları şeylerin, kendisine veya kendisine tapanlara gelebilecek herhangi bir zararı uzaklaştıracağına, fayda sağlayacağına, gördüğüne, işittiğine, hayrı kendileri için çekip çıkarmaya güç yetireceğine, kendilerinden her türlü kötülüğü uzaklaştıracağına, Allah'ı bırakıp onların sadece kendilerine fayda sağlayacağına ve zenginleştireceğine inanan bir kavme Peygamber olarak gönderilmişti.

İşte Hz. Nûh (a.s)'ın Peygamber olarak gönderildiği bu kavim putlara tapan ve Allah'a şirk koşan kavimlerin ilkidir. Bundan dolayı Cenab-ı Allah, Hz. Nûh (a.s)'ı onlara, putları bırakıp Allah'a ibadet etmedikleri takdirde başlarına gelecek olan Allah'ın azabıyla onları uyarmak ve korkutmak amacıyla Peygamber olarak göndermişti.

Nitekim Yüce Allah bu durumu şöyle haber vermektedir:

"Kavmine elem verici bir azap gelmezden önce onları uyar diye Nuh'u kavmine (Peygamber olarak) gönderdik. O da: "Ey kavmim! Şüphesiz ki ben, (Allah tarafından) size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım. (Putları bırakıp yalnızca) Allah 'a ibadet edin. Ondan ittika edin ve (Allah'ın vahyettiği doğrultuda) bana itaat edin ki Allah günahlarınızı bağışlasın ve ecelinizi belli bir süreye kadar ertelesin... " demişti." (Nûh: 7l/l-3.)

Hz. Nûh'un kavminden önce yaşayan insanlar Allah'a ibadet eden, ona hiçbir şeyi ortak koşmayan, taşlardan ve bakırdan yapılmış putlara tapmayı bilmeyen, Allah'ın vahdaniyetine yani birliğine inanan mümin kimseler olup fıtrat dini olan Tevhid yani İslam dini üzereydiler. İşte bütün bunlardan dolayı Yüce Allah, puta tapanları uyarmak ve Allah'ın yasaklarından sakındırmak için onlara bir resul gönderdi. Uyarmak ve korkutmak için "Rasib oğulları" denilen bir kavme gönderilen ilk resul, Hz. Nûh (a.s)'dır. Bu kavim, sapıklık içerisine dalmış, inat ve sapkınlıklarını artırmış ve büyük bir şekilde haddi aşmışlardı. İşte Hz. Nûh (a.s), bunlara Peygamber olarak gönderilmişti. Hz. Nûh (a.s), onlara apaçık deliller ve kesin kanıtlar getirdiği halde onlardan yüz çevirmenin, zulmün, akılsızlığın, sapıklığın, eğlencenin ve alayın her türlüsüyle karşılaşmıştı. Nitekim Yüce Allah, Hz. Nûh (a.s)’ın bu durumunu "Nûh Sûresinde" şöyle anlatmaktadır:

"Nûh: "Ey Rabbim! Doğrusu ben, kavmimi gece-gündüz (senin bana vahy ettiklerine) çağırdım. Fakat benim çağırmam, sadece benden uzaklaşmalarını artırdı. Doğrusu ben, senin onları bağışlaman için kendilerini her çağırışımda (çağırışımı işitmemek için) parmaklarını kulaklarına tıkadılar (tanınmamak için) elbiselerine büründüler (davetime karşılık devamlı olarak) direndiler ve büyüklendikçe büyüklendiler. Ayrıca ben onlara (davetime) açıktan açığa gizliden gizliye de söyledim ve: "(İşlemiş olduğumuz günahlardan dolayı) Rabbinizden bağışlamayı dileyin ki- doğrusu O sizi çok bağışlayandır- size gökten bol bol yağmur indirsin, sizi mallar ve oğullarla desteklesin, sizin için bahçeler var etsin ve ırmaklar akıtsın. Ne oluyorsunuz ki Allah'a büyüklüğü yaklaştıramıyorsunuz. Oysa sizi merhalelerden geçirerek o yaratmıştır. Allah’ın göğü yedi kat üzerine nasıl yarattığını görmez misiniz? Aralarında aya aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasının sağlamıştır. Allah sizi yerden bitirir gibi yetiştirmiştir. Sonra da sizi oraya (yani yer altında) geri döndürür ve yine sizi oradan geri çıkarır. Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmemiz için onu (yani yeryüzünü) size yayan O'dur, dedim" (Nuh: 71/5-20.)

Bu ayeti kerimeler; Hz. Nuh'un kavminden önce yaşayan insanların mümin kimseler olduklarını, putlara tapmayı ve Yüce Allah'a şirk koşmayı bilmediklerini göstermektedir. Nitekim Yüce Allah'ın:

"(İlk önce) İnsanlar bir tek ümmetti. Allah, insanların ihtilafa düşecekleri konularda aralarında hüküm vermek için pey-gamberleri müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdi ve onlarla birlikte de hak kitaplar indirdi." (Bakara: 2/12-13.) ayeti kerimesi hakkında İbn Abbas'ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir:

"Hz. Adem ile Hz. Nûh arasında on nesil vardı, (bu on neslin) hepsi de Hak şeriat (yani İslam şeriatı) üzereydiler. Daha sonra ihtilafa düştüler." (Hakim, Müstedrek, 2/546-547) Bunun üzerine Allah, peygamber-leri müjdeleyici ve korkutucu olmak üzere göndermiştir. İşte "İnsanlar bir tek ümmetti. Daha sonradan ihtilafa düştüler" ayeti, Abdullah b. Mes'ud'un kıraatinde bu şekildedir.

Katâde’nin de bununla ilgili olarak şöyle söylediği rivayet edilmiştir:

"İnsanlar (ilk önce) toplu halde hidayet üzereydiler. Daha sonradan ihtilafa düştüler. Bunun üzerine Allah, (bu ihtilafa düşenlere) peygamberleri müjdeleyici ve korkutucu olmak üzere göndermiştir. Bunlara gönderilen peygamberlerin ilki de Hz. Nûh (a.s)'dır. (Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, 309-312.)