Putçuluğun Yayılışı ve İnsanların Putlara Tapmasının Sebebi

Daha öncede geçtiği üzere Hz.Nûh (a.s)'ın kavmi, putlara tapan toplulukların ilkidir. Zira onlardan önceki insanlar, tevhid ve iman üzere olup putçuluğu bilmeyen ve putlara tapmayan kimselerdi. Nûh kavminin putlara tapan kimseler olduğuna dair delil; şanı yüce olan Allah'ın, Kur'ân-ı Kerîm'inde Hz. Nûh (a.s)’dan haber vererek naklettiği şu ayetlerdir:

"Nûh: "Ey Rabbim! Doğrusu bunlar (yani kendilerine senden aldığım vahiyleri tebliğ ettiğim bu kavmim, senin emirlerini dinlemeyip) bana isyan ettiler ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye (yani halk, malı, çocuğu ahirette kendisine sadece zarar getirecek olan liderlere) uydular. (Bu liderler halka karşı kendilerinin hidayet ve hak üzere olduklarını göstermek için) büyük hileler kurup insanlara: "Sakın ilahlarınızı (yani putlara tapmayı) bırakmayın. Hele hele vedd, Suvâ, yeğus, Yeük ve Nesr putlarından asla vazgeçmeyin" dediler. Böylece (O liderler kavmimin) birçoğunu saptırdılar. (Benim söylediklerimi değil de, liderlerinin sözlerini dinleyerek putlara tapan) zalimlerin, sapıklıklarından başka bir şeyini artırma!" dedi." (Nûh: 71/21-24.)

Ayeti kerimede ismi geçen bu putlar, Hz. Nûh (a.s)’ın Peygamber olarak gönderilişinden önce yaşamış salih kimselerin isimleri ve mukarrabin meleklerin isimleridir.

Nûh kavmi, bu Salih kimselerin yaptıkları güzel işleri devamlı olarak hatırlamak istediklerinden dolayı -bu iddialarına binâen- onlar için heykeller diktiler. Nûh kavmi onların heykellerini yapmakla, onların yaptıkları güzel işleri hatırlayarak unutmayacak ve iyi işlerde onları örnek edinip aynısını yapmaya çalışacaklardı. Nûh kavmi, bu iddialarına binaen uzun zamanlar geçince bu putlara tapar hale geldiler. Buhari ve Müslim'in Sahîh'lerinde Hz. Aişe (ra)'dan şöyle rivayet edilmiştir:

"Resulullah (s.a.v)'in (ömrünün sonlarına doğru) hastalandığında hanımlarından bazıları "Mariyete" isminde bir kiliseden söz ettiler. Hanımlarından Ümmü Seleme ve Ümmü Habîbe, hicret dolayısıyla Habeşistan'a gitmişler ve kiliseyi orada görmüşlerdi. Kilisenin güzelliğini, içindeki suretleri anlattılar. Bunun üzerine Resulullah (sav) başını kaldırarak:

- Onlardan sâlih bir kişi öldüğü zaman onun (öldüğü yerin) yanı başında bir tapınak yaparlar ve içine de ölen kişinin suret ve heykellerini koyarlar. Kıyamet günü onlar, şanı yüce olan Allah katında yarattıklarının en şerlisidirler" buyurdu." (Buharî, Salât 48, 54, Cenaiz 71, Menâkibil-Ensâr 37; Müslim, Mesâcid 16, 18; Nesâi, Mesackl 13, Müsned 6/51)

Buhari, Yüce Allah'ın: "(Nûh kavminin liderleri halka:) "Sakın ilahlarınızı (yani putlara tapmayı) bırakmayın. Hele hele Vedd, Suva, Yeğus, Yeük ve Nesr putlarından asla vazgeçmeyin" dediler" (Nûh: 71/23) ayeti hakkında İbn Abbas'tan şöyle rivayet etmiştir:

"Nûh kavminde mevcut olan putlar sonradan Araplara intikal etmiştir. Şöyle ki: "Vedd adlı put, Dümetü'l-Cendel'deki olup Kelb kabilesine aitti. Süvâ adındaki put, Hüzeyl kabilesine aitti. Yeğus adındaki put, (önce) Murad'ın sonrada Sebe' şehri yanındaki Cevf vadisinde bulunan Gutayfoğullarına ait oldu. Yeük, Hemedân'ın idi. Nesr, Âl-i Zilkelâ'dan Himyer'in putuydu. Buradaki put isimleri, aslında Nûh kavminden Salih kimselerin isimleri idi. Bunlar ölünce şeytan, bu salih kimselerin kavimlerine; "Salih kimselerin hayattayken oturmuş oldukları yerlere (onların hatırasına) putlar dikin ve onlara bu kimselerin isimlerini verin" diye ilham etti. Halk bu ilhama uyup söyleneni yaptılar. Başlangıçta bu putlara tapınma yoktu. Ancak bu putları yapanlar ölünce ve onlar hakkındaki bilgi de unutulunca bu putlara tapılmaya başlandı." (Buhârî, Tefsir Sure-i Nûh 1; İbn Esir, Câmiu'l-Usûl)

Bu konuda deriz ki: Nûh kavmindeki salih kimselerin, zamanla insanlar onları hatırlamak için elleriyle heykeller yapıp daha sonra da onlara tapmalarından dolayı İslam şeriatı, ruh sahibi herkesin el ile suretlerinin ve heykellerinin tasvir edilmesini yasaklamıştır. Böylece heykeller edinmeyi ve resimlerin yapılmasını İslam şeriatı haram kılmıştır. İşte heykellerin ve resimlerin yapılmasının haram kılınmasının sebebi bundan dolayıdır.

Buhari, Sahîh'inde Hz. Peygamber (sav)'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir;

"Kıyamet gününde insanların azap bakımından en şiddetlisi olanlar, Mûsâvvir (yani Allah'ın yarattıklarına benzer şeyler yapan) lerdir. Kıyamet gününde o Mûsâvvirlere; "Haydi bakalım! Yarattıklarınızı diriltin" denilir" (Buhari, Libâs 89, 91, 92, 95, Edeb 75, Tevhid 56; Müslim, Libas 96, 97, 98, 99; Nesâi Zinet 112, Müsned 1/275, 426; 2/26, 55, 4)

Bu konuda şöyle bir hadis daha rivayet edilmiştir: "Melekler, içerisinde köpek, suret (yani resim), heykel ve cünüp bulunan bir eve girmezler." (Buhari, Bedu’l-Halk 7, 17, Nikâh 76, Mağazî 12, Enbiyâ 8, Libas 92, 95 Müslim Libas 85, 86, 96; Ebu Davut, Taharet 89, Libas 44, 45; Tirmizî, Edeb 44; Nesâi Taharet 167, Sayd 9, 11, Zinet 110)

Yine bu konuda şöyle bir hadis rivayet edilmiştir:

"Her kim bir suret yaparsa, Yüce Allah kıyamet günü onun yapmış olduğu suret ve heykeli karşısına getirecek ve ona, can (yani ruh) verene kadar azap edecektir. Zaten onun, ona can (yani ruh) vermesi de mümkün değildir." (Buhari, Tabir 45, Büyü 104, Libas 97; Müslim, Libas 100, 99; Ebu Dâvud, Edeb 88; Tirmizî Libas 19; Nesaî, Zinet 112; Müsned 1/216, 241, 246, 308, 350, 359, 360; 2/145, 504)

Bu anlatılanların hepsi insanların putlara tapmalarını engellemek suretiyle kötülük yollarını kapatmak (yani seddu'z-zerâi) (Seddi’z-Zerâyi: ''Kötülüğe vesile olan sebepleri engelleyerek ortadan kaldırmaktadır.") ve akideyi korumak için yapılmıştır. Nitekim Nûh kavminde meydana gelen bu fesat ve kötülük, daha sonra başkalarıyla ve onlardan da daha sonra gelenlere intikal etmiştir.