Hz. İbrâhîm (a.s)'ın Künyesi
İbn Asâkir'in, İkrime'den rivayet ettiğine göre; "Hz. İbrâhîm (a.s), "Ebu Dayfan" yani misafirlerin babası diye künleyenmiştir.
Bu konuda derim ki: Belki de bu künye, Hz. İbrâhîm (a.s)'a; çok misafirin gelmesinden dolayı verilmiş olabilir. Çünkü Hz. İbrâhîm (a.s), cömert ve misafirperverliğini en güzel bir şekilde yapar ve misafirini cömert bir biçimde ağırlardı. Çünkü Hz. İbrâhîm (a.s)'ın kendisi cömert bir kimseydi. Misafirlerine buzağı keser ve et kızartır ve en güzel yiyecekleri çıkarırdı." (İbn Asâkir, Târih, 2/157)
İbn Cerîr, Süddi'nin şöyle söylediğini rivayet etmiştir:
"Hz. İbrâhîm (a.s)'ın yiyecek ve içecek çeşitleri çok olup bunlardan kendisine gelen misafirlere yedirir ve onlara ziyafetler verirdi." (İbn Cerir, Tarih, 1/127 )
Kur'ân-ı Kerîm ise, Hz. İbrâhîm (a.s)'a gelen misafirler ile ilgili kıssayı anlatmıştır. Bu kıssada misafirler ile kastedilen meleklerdir. Onlar, Lût kavmini, yapmış oldukları çirkin işten dolayı helak etmek için giderken, yolları üzerinde bulunan Hz. İbrâhîm (a.s)'a da bir çocuk müjdelemek için uğramışlardı.
Hz. İbrâhîm (a.s) ise onları ilk anda gördüğünde onları insan zannetmişti. Bundan dolayı gelen misafirlerini ağırlamak için hemen ailesinin yanına koşarak gidip onlar için bir buzağı kesip sonra da onu kızartarak onlara getirip önlerine indirmişti. Fakat onlar kendileri için kesilip kızartılan buzağının etinden yemeyip ondan uzak durdular. Bu durum ise Hz. İbrâhîm (a.s)’ın kendisinde, onlara karşı bir şüphenin meydana gelmesine sebep oldu. Bu sırada Hz. İbrâhîm (a.s), garipsenecek ve korkmuş bir şekilde onlara bakmaya başladı. Nihayet melekler, ona kendilerinin meleklerden olduğunu haber verdiler. Bunun üzerine Hz. İbrâhîm (a.s)'dan korku ve şüphe gitmiş oldu.
Yüce Allah bu kıssayı Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle anlatmaktadır:
"(Ey Muhammed!) İbrâhim'in şerefli misafirlerinin haberi sana gelmedi mi? Hani onlar (İbrâhîm'in yanına) girip: "Selam" demişlerdi, o da (tarafından) tanınmayan bir topluluğa "selâm" demişti. (Misafirlerin gelmesi üzerine misafirlerin yanından gizlice sıvışıp) hemen ailesinin yanına giderek (onlara, malının en hayırlılarından olan) semiz bir buzağı (yı kesip kızartarak kendisine gelen misafirlere) getirmiş ve onların önüne sürüp "Yemez misiniz?" demişti. (Onlarda yemeyince) onlara karşı içinde bir korku hissetti. (İbrâhîm'in bu durumunun farkına varan misafirler) "Korkma!" dediler. (Daha sonra da) ona bilgili olacak bir çocuğu müjdelediler." (Zâriyât: 51/24-28 (Benzeri ayetler için b.k.z: Hûd: 11/69-76; Hicr: 15/51-60; Ankebut: 29/31/33))
İşte bu ayeti kerimeler; Hz. İbrâhîm Halîl (a.s)'ın cömertliğini anlatan canlı örneklerdir. Zira Hz. İbrâhîm (a.s), hiç tanımadığı misafirlerine dahi deve, sığır, buzağı vb. şeyler boğazlar ve gelen misafirlerine, bu kestiklerini kızartıp önlerine sunar ve onları en güzel bir şekilde ağırlardı, işte Hz. İbrâhîm (a.s)'ın bu hali; yüce kimselerin ahlakından ve cömert kimselerin özelliklerindendir. Araplar da bu övülmüş özellikleri, cömertliği ve ikramlılığıyla tanıdıkları Hz. İbrahim'in oğlu İsmail'den almışlardır. Çünkü Hz. İsmail (a.s) da, misafirperverlikte ve cömertlikte babasına benzemekteydi. (Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, 338-340.)