Yüce Allah'ın, Hz. Mûsâ (a.s)'ı Koruması ve Firavunun Sarayında Yetiştirmesi
Hz. Mûsâ (a.s)'ın annesi, oğlunu gizli olarak doğurmuştu. Annesi, Yüce Allah'ın korumasına güvenmiş olduğundan dolayı oğlunu rahatlık içerisinde emzirmeye devam etti.
Hz. Mûsâ (a.s)’ın annesi, Firavunun kan döken zebanilerinin, oğlunu bulup öldürecekleri hususunda korkuya düşünce, bir sandık yapıp onun içerisine biraz pamuk döşedi. Daha sonrada oğlunu, sandığın içerisine koyup sandığın ağzını kilitledi ve sandığı Nil Nehrine bıraktı. Kızına da sandığı uzaktan takip etmesini emretti. Hz. Mûsâ (a.s)’ın annesi, bunların hepsini, her şeyden münezzeh Allah'ın (ilham veya rüya vasıtasıyla olan) vahyi ile yapmıştı. Hz. Mûsâ (a.s)’ın annesi, her şeyden münezzeh Allah'ın bu çocuğu koruyacağını, onu tekrar kendisine döndüreceğini ve Firavunun gözü önünde olsa bile onu öldürmeye güç yetiremeyeceğine kesin olarak inanmıştı.
Hz. Mûsâ (a.s)’ın annesi, sandığı Nil Nehrine bırakınca su, sandığı alıp götürür bir vaziyette iken dalga sandığı bir yukarı kaldırıyor, bir aşağı indiriyordu. En sonunda sandık, bu şekliyle Firavunun sarayına ulaştı. Firavunun cariyeleri bir ara Nil nehrinde yıkanır ve süslenir bir vaziyette iken Nil nehrinde kendilerine doğru akıp gelmekte olan -Hz. Mûsâ (a.s)'ın içinde bulunduğu- sandığı durdurup aldılar. Onlar, sandığın içerisinde bir mal olabileceğini zannetmişlerdi. Cariyeler, sandığı buldukları şekilde alarak efendileri olan Firavunun karısı Asiye'ye götürdüler. Sandığı açtıklarında, içerisinde bir çocuk buldular.
Yüce Allah, anında Hz. Mûsâ (a.s)’ın sevgisini, Asiye'nin kalbine atmıştı. Asiye'nin kocası olan Firavun, bu olayın üzerine çıka geldiğinde, onların yanında bir çocuk gördü ve onu, öldürmeyi isteyerek hemen cellatlarına onu öldürmelerini em-retti. Bunun üzerine Asiye, Firavuna, çocuğu kendisi için sağ bırakmasını istedi. Çünkü Asiye'nin çocuğu olmuyordu.
Nitekim Yüce Allah, Kur'ân-ı Kerîm'de, Asiye'nin bu sözünü şöyle anlatmaktadır:
"(Bu çocuğu öldürme! Belki o,) hem benim için ve hem de senin için göz aydınlığı (huzur kaynağı) olur. Onu öldürmeyin. Belki size faydası dokunur veya onu oğul ediniriz." (Kasas: 28/9.)
Günün birinde Asiye, Firavuna, Hz. Mûsâ (a.s)'ı uzatarak: "Hem benim ve hem de senin için "göz aydınlığı" olan bu çocuğu al" demişti. Firavun ise Asiye'ye: "Bu çocuk, senin için göz aydınlığıdır. Benim ona ihtiyacım yoktur" diye karşılık verdi.
Bazılarının naklettiğine göre: "Eğer Firavun, Hz. Mûsâ (a,s) için; "benim içinde göz aydınlığıdır" demiş olsaydı; belki Allah, onu, Hz. Mûsâ (a.s) ile iman etmeye ulaştırırdı. Tıpkı Asiye'nin böyle söylemesinden dolayı hidayete ermesi gibi. Fakat Firavun ise Asiye'nin aksine, bu sözü söylemeyi terk ettiğinden dolayı mesut olamadı ve hidayete eremedi. Aksine o, azgın ve zalim bir kimse olarak hayatını sürdürdü. (b.k.z: İbn Cerîr et-Taberî, Tarih, 1/202; İbnul-Esîr, el-Kâmil, 1/173)