Resulullah (s.a.v.)'in İsimleri

Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), Ebu'l-Kasım ve Ebu İbrâhîm diye künyelenmiştir.

Birçok isimleri vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

1. Muhammed ("Muhammed" kelimesi, hamd kökünden gelmiştir. Tefîl babından geldiğinden dolayı mübalağa ifade eder. "Tekrar tekrar övülmüş" manasındadır. Yüce Allah, Resulullah (s.a.v.)’in bu ismini, Kur'ân-ı Kerîm’in dört yerinde zikretmiştir. Bunlar da; Âl-i İmrân: 3/144, Ahzâb: 33/40, Muhammed: 47/2, Feth: 48/29'dur)

2. Ahmed (Bu ismi, Hz. İsa, Saff: 61/6'da haber vermiştir. Ahmed kelimesi, Yunanca'daki Faraklit kelimesinin karşılığıdır. Bununla ilgili açıklama daha önce geçmişti)

3. Mâhî (Allah, Resulullah'm kendisiyle küfrü mahvettiği için ona bu ismi vermiştir.)

4. Akib (Bu isim, ona, kendisinden sonra Peygamber gelmediğinden dolayı verilmiştir)

5. Haşir (Bu isim, ona, insanlar kendisinden sonra haşir edileceği için verilmiştir.)

6. Mukaffa

7. Rahmet peygamberi

8. Tevbe peygamberi

9. Savaş (veya kahramanlık) peygamberi

10. Fâtih

11. Tâhâ

12. Yasın

13. Peygamberlerin sonuncusu (Bu isimlerin geçtiği yerler ise şuralardır: Buhârî, Menâkıb 17, Tefsirü Saff suresi: Müslim, Fezâil 125 (2354); Muvatta, Esmaun-nebi 1; Tirmizî, Edeb 67 (2842).)

Tevrat ve İncîl, Resulullah (s.a.v.)'in geleceğini müjdelemiştir. Tevrat ve İncil'deki vasıfları, Yüce Allah'ın: "Yanlarındaki Tevrat ve İncil'de 'yazılı buldukları' o resule, o 'ümmi' peygambere uyanlar (var ya!)" (A'raf: 7/157) ayetinde vasıflandırdığı gibidir.

Resulullah (s.a.v.)'in Tevrat'taki ismi, Ahmed'dir. İncil'deki ismi de aynı şekildedir. Hz. İsa (a.s), bu isimle, Resulullah (s.a.v.)'in geleceğini müjdelemiştir.

"Hani Meryem oğlu İsa: 'Ey İsrail oğulları! Doğrusu ben, benden önce geçmiş olan Tevrat'ı doğrulayan ve benden sonrada ismi 'Ahmed' olacak bir peygamberi müjdeleyen, Allah 'in size gönderdiği bir peygamberiyim' demişti." (Saff: 61/6.)

Fakat Hıristiyanlar, bütün bu bilgileri tahrif ederek değiştirdiler, Haset ve kinlerinden dolayı İncil'deki Resulullah (s.a.v.)'e ait bütün vasıfları kabul etmediler. Hz. İsa (as)'ın müjdelediği peygamberin, bu Muhammed (s.a.v.) değil de kendilerinin beklemekte oldukları Muhammed olduğunu iddia ettiler. Barnaba İncil'inde geçen Resulullah (s.a.v.)'in vasıflarını ise yalanladılar. Resulullah (s.a.v.)'in peygamberliğini kabul etmemek için de o İncil'in aslının olmadığını ileri sürdüler.

Kadı İyâz "eş-Şifâ" adlı kitabında, Resulullah (s.a.v.)'in, "Ahmed" ve "Muhammed" isimleri hakkında şunları söyler:

"Kur'ân-ı Kerîm'den önceki kitaplarda geçen ve peygamberlerin müjdelediği 'Ahmed' adına gelince, Yüce Allah, kalbi zayıf kimselerin içine şüphe düşmesin ve Allah resulünü başkalarıyla karıştırmasınlar diye kendi hikmetinin bir gereği olarak Resulullah (s.a.v.)'den başkasının o ismi almasını ve ondan önce bir kimsenin 'Ahmed' adıyla çağrılmasını menetmiştir.

'Muhammed' kelimesi de böyledir. Fakat 'Muhammed adında bir Peygamber gelecek' haberi yayılınca ve Resulullah (s.a.v.)'in doğumundan kısa bir süre öncesine kadar ne Araplardan ve ne de başkalarından hiçbir kimse bu ismi almamıştı. Ama bu haberin yayılmasından sonra ve Resulullah (s.a.v.)'in doğumuna yakın bir zamanda, gelmesi beklenen peygamberin kendi oğulları olması umuduyla Araplardan bazı kimseler, oğullarına 'Muhammed ismini vermişlerdi." (İmam Kadı İyâz, eş-Şifâ, s. 90)

Resulullah (s.a.v.), Hz. İbrahim (a.s)’ın;

- "Ey Rabbimiz! Onların içerisinde yine onlara ayetlerini okuyacak bir Peygamber gönder" (Bakara: 2/129) şeklindeki duasının eseridir. İşte bundan dolayı Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Ben, atam İbrahim'in duası, İsa'nın müjdesi ve annemin, bana hamileyken Şam köşklerini aydınlatan bir nurun kendisinden çıktığını gördüğü rüyasıyım." (Bu hadisi, İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/127'de rivayet etmiştir)