Ad Kabilesinin Yurtları
Ad kabilesinin yurtları, Arap yarımadasının güneyinde Yemen tarafında Hadramevt'in kuzeyine düşen "Ahkaf' denilen (ormanlık bir) yerdedir. Kuzeyinde, Rub'u Hali ve doğusunda ise Umman denizi vardır. Âd kabilesinin yaşadığı yerler, bugün kum yığını halinde çöldür. O kalıcı nimetlerden ve kültür ve medeniyetten sonra, orada ne bir dost ve ne de bir komşu kalmıştır. Nitekim Yüce Allah bu hususu şöyle anlatmaktadır:
"Ad kavminin kardeşi (Hûd'u da) an. Çünkü O, Ahkaf’ta kavmini uyardı. Kendinden önce ve sonra (başka) uyarıcılar da gelmiş olan kavmine: 'Allah'tan başkasına ibadet etmeyin. Ben sizin büyük bir günün azabına uğramanızdan korkuyorum' demişti. " (Ahkaf: 46/21)
Ad, 'Birinci Ad' denilen Âd-ı İrem'dir. İkinci Ad ise, bunlardan daha sonra yaşamışlardır. Çünkü Yüce Allah (bu ikinci Ad kavmini diğerinden ayırarak) şöyle buyurmaktadır:
"Görmedin mi, Rabbin ne yaptı 'Âd kavmine,' ülkelerde bir benzeri olmamış olan 'İrem şehrine,' yontulmuş kayaları vadi haline getiren Semûd kavmine... " (Fecr.89/6-8)
Bu kabile, Amalika kavminden olup güçlü, kuvvetli kimseler idiler. Çünkü Allah, onları, büyük vücutlu kılmıştır. Müreffeh bir hayata sahiptiler. Büyük ve yüksek köşkler inşa ediyorlar. Yanında akar sular ve göz alıcı geniş bahçeleri olan kalelerde ve hisarlarda oturuyorlardı. Nimetlere boğulmuşlardı. İsyan etmeye ve azgınlığa dalmışlardı, Kur'ân-ı Kerîm, onlara verilen nimet olgularını ve aynı zamanda azgınlıklarını da anlatmaktadır. Yüce Allah, bu konuda şöyle buyurmaktadır:
"Siz her yüksek yere, bir alamet bina yapıp eğlenir durur musunuz? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınız zaman, zorbalar gibi mi yakalarsınız? Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size veren ve yine size davarlar, oğullar, bağlar ile pınarlar ihsan eden (Allah'a karşı gelmek)ten sakının. " (Şuarâ: 26/128-134)
Ad kabilesine mensup kişiler; iri, sağlam yapılı, güçlü, kuvvetli idiler. Yürüdükleri zaman, ağırlıklarından, ayaklarının altındaki yer sallanır gibi olurdu. Onlar, iri yapıları ve uzun boyları ile dağlar gibiydiler. Onlar bu güç ve kuvvetlerine kapılarak Allah'a karşı kibirlendiler, (kendilerine gönderilen) peygamberlerin yolundan ayrıldılar ve azgınlıklarına devam ettiler. Bunun üzerine Allah, onları, "şiddetli esen (Atiye) bir rüzgar" ile helak etti. Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır:
"Ad kavmine gelince, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve 'Bizden daha güçlü kim var?' dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah'ın, kendilerinden daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar, Bizim ayetlerimizi (mucizelerimizi) bile bile inkar ediyorlardı. Bundan dolayı Biz de, onla-ra, dünya hayatında aşağılık azabını tattırmak için o uğursuz günlerde bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı, elbette daha çok rüsvay edicidir. (Onlara o kıyamet günü) yardım da edilmez. " (Fussilet: 41/15-16)