Semûd Kavminin Helak Edilişi
Hz Salih (as), kavmini deveye dokunmamaları hususunda uyarmış ve eğer deveyi öldürmeye kastederlerse kendilerine Allah'ın azabının geleceğinden de sakındırmıştı. Yüce Allah bu hususu şöyle anlatmaktadır:
'Deveye bir kötülükle ilişmeyin yoksa sizi muazzam bir günün azabı yakalayıverir. (Şuarâ: 26/126 (Benzeri ayetler için b.k.z: A'râf: 7/73; Hûd: 11/64))
Bütün bunlara rağmen nasihat kabul etmeyen öğüt dinlemeyen, isyan ile taşkınlığın gözlerini kör ettiği, Allah'ın davetini kabul etmekten kaçıp kulaklarını sağır kıldığı zorbalar, deveyi öldürmekten başka bir şey düşünmüyorlar ve çabucak onu boğazlamak istiyorlardı. Yüce Allah bu hususu Kur'ân-ı Kerîm’de şöyle anlatmaktadır.
"Derken o dişi deveyi, ayaklarını keserek öldürdüler ve Rab'lerinin emrinden dışarı çıktılar da: 'Ey Salih! Eğer sen gerçekten Peygamberlerden isen, bize, tehdit ettiğin azabı getir.' dediler. Bunun üzerine onları o, (şiddetli) sarsıntı yakaladı da yurtlarından diz üstü çökerek donakaldılar. (A'raf: 7/77-78)
Yüce Allah, onların bu kıssasını, bize, Şems Sûresinde şöyle anlatmaktadır:
Semûd kavmi, azgınlığı yüzünden Allah'ın peygamberi (Salih'i) yalanladılar. Çünkü onların en azgını, deveyi kesmek için ayaklandı. Allah'ın peygamberi (Salih) ise, onlara: 'Allah'ın (size gönderdiği) deveye ve suyuna bakın' dedi. Derhal onu yalanladılar ve deveyi kestiler. Bunun üzerine Rableri, (işlemiş oldukları bu) günah sebebiyle (içinde yaşadıkları) o beldeyi, başlarına geçirdi ve her tarafını dümdüz etti. (Şems: 91/11-15)
Deveyi yakalayıp kesenlerin ilki, lanetli ve hain Kudâr b. Sâlif olup bu kişi, deveyi ayaklarından kesti. Bunun üzerine deve, yere yığıldı. Diğerleri kılıçlarıyla hemen koşup deveyi param parça ettiler. Yüce Allah'ın da bildirdiği üzere, bunlar, 9 kişi idiler:
"O şehirde dokuz kişi vardı ki, bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar ve iyilik tarafına hiç yanaşmıyorlardı. (Neml: 27/48)
Bu kişiler, deveyi öldürdükten sonra; Hz. Salih (a.s)'ın, onları özellikle de Allah'ın azabından sakındırması ve deveyi kesmelerinden üç gün sonra bu azabı beklemelerini söylemesi üzerine Hz. Salih (a.s)'ı da öldürmeye karar verdiler. Yüce Allah'ın şu sözü bu hususu açıkça göstermektedir:
"(Fakat Semûd halkından bir topluluk), o deveyi, ayaklarını keserek öldürdüler. Salih, (onlara): 'Yurdunuzda üç gün daha yaşayın (sonra helak olacaksınız). O söz, yalanlanamayan bir tehdit idi. (Hûd:11/65)
İşte Allah, Hz. Salih (a.s)'ı öldürmeyi düşünen grubun üzerine, gökten taşlar yağdırmak suretiyle kavimlerinden önce onları helak ve yok etti.
İbn Kesir (rh.a) bu konu ile ilgili olarak şöyle der: "Hz. Salih (a.s)'ın mühlet tanıdığı üç günlük müddetin birinci günü, Semûd halkının yüzleri sapsarı oldu. İkinci günü ise, kıpkırmızı oldu. Üçüncü günü ise, yüzleri simsiyah oldu. Çünkü Hz. Salih (a.s), onlara, ilahi azabın geleceğini bildirmişti. Hz. Salih (a.s)’ın mühlet tanıdığı üç gün sona erip dördüncü günün sabahında, güneşin doğmasıyla birlikte üstlerindeki gökten (çığlık şeklinde) şiddetli bir gök gürültüsü ve altlarından ise sarsıntı ve zelzele geldi. Ruhları dışa taştı. Canlan çıktı. Sarsıntılar ve gök gürlemeleri durdu. Sesler kesildi. (Onlara gelmesi bildirilen) hakikat yerini buldu. Yurtlarında cansız ve hareketsiz cesetler olarak diz üstü çökük vaziyette kalakaldılar. (İbn Kesir, El-Bidâye ve'n-Nihâye, 1/136)
Yüce Allah bu gerçeği şöyle haber vermektedir:
"Bunun üzerine Rableri, (deveyi kesmek sureliyle işlemiş oldukları) günahları sebebiyle o beldeyi başlarına geçirdi ve -her tarafını dümdüz etti. Allah bu şekilde azab etmenin sonucundan korkmaz. (Şems: 91/14-15)
Semûd halkı çeşitli şekillerde azaba uğradılar:
1. Onları yok eden, yıldırım (es-Sâikatu).
2. Onları yakalayan, gök gürültüsü (çığlık = es-Sayhatu).
3. Üzerinde gezdikleri yerin sarsılmasıyla oluşan, zelzele = sarsıntı (er- Recfetu).
Onlar, sabahın erken vakitlerinde helak olmuşlardı. Kur'ân-ı Kerim, bu azab şekillerinin hepsini, şu şekilde haber vermektedir:
Birincisi: Yüce Allah bu azab şekli ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
"Semûd kavmine gelince, onlara doğru yolu gösterdik. Ama onlar, körlüğü, doğru yola tercih ettiler. Böylece yapmakta oldukları kötülükler yüzünden alçaltıcı azabın 'yıldırımı ' (es-Sâikatu) onları çarptı. (Fussilet: 41/17 !46)
İkincisi: Yine Yüce Allah bu azab şekli ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
"Biz, Semûd kavminin üzerine; korkunç 'bir gök gürültüsü' (es-Sayhatu) gönderdik. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi oldular. (Kamer: 54/31)
Üçüncüsü: Yüce Allah bu azab şekli hakkında ise şöyle buyurmaktadır:
"Derken o dişi deveyi ayağını keserek öldürdüler ve Rablerinin emrinden dışarı çıktılar da: 'Ey Salih! Eğer sen gerçekten peygamberlerden isen, bize, tehdit ettiğin azabı getir' dediler. Bunun üzerine onları, o (şiddetli) 'sarsıntı' (er-Recfetu) yakaladı da yurtlarında diz üstü dona kaldılar. (A'râf: 7/77-78)
Hz. Salih (a.s) ile onunla birlikte iman edenler, işledikleri iğrenç kötülüklerden dolayı kendilerine verilen üç günlük mühletin dolmasından sonra kavimlerini kuşatan azaptan kurtuldular. Yüce Allah, bu konuyu ise şöyle haber vermektedir:
"Salih de o zaman onlardan yüz çevirdi ve: 'Ey kavmim! Andolsun ki, ben, size, Rabbanin elçiliğini tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Fakat siz, bu öğütleri sevmiyorsunuz' dedi. (A'râf: 7/79)
Âlûsî’nin kaydettiğine göre; Hz. Salih (a.s) ile birlikte azabtan kurtulan müminlerin sayısı, 120 kişi idi. Helak olanlar ise çok sayıda olup (yaklaşık) 5.000 ev halkıdır. (Alüsi, Ruhu'l-Meani, 8/167-168)
En meşhur olan görüşe göre; Hz. Salih (a.s), kavminin helak edilmesinden sonra Filistin topraklarındaki Remle civarlarına gelip ölünceye kadar orada yaşamıştır. (İbn Kesîr, El-Bidâye veNihâye, 1/135 Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, 552-556.)