Hz. Süleyman (a.s)’ın Beytü'l-Makdis’i Yaptırması
Hz. Süleyman (a.s), babası Hz. Davud'un vasiyetini yerine getirmek için, hükümdarlığının dördüncü yılında Beytü'l-Makdis’i inşa etmeye başladı. Bu hususta çok mal harcadı. (İbn Kesîr'in de belirttiği üzere; Mescidi Aksa'yı ilk defa inşa edip yaptıran kişi Hz. Süleyman olmayıp Hz. Ya'kûb (a.s)'dır. Çünkü Hz. Ya'kûb (a.s)'ın kıssasında da geçtiği üzere, Mescidi Aksa'yı ilk yapan kişi, Hz. Ya'kûb (a.s)'dır. Hz. Süleymân'ın Mescidi Aksa ile ilgili yaptığı şey, sadece onarma ve yenileme faaliyetinde bulunmaktan ibarettir.)
Binayı yedi yılda bitirdi. Kudüs şehrinin etrafına surlar yaptırdı.
Rivayet edildiğine göre; "Süleyman Peygamber, Beytü'l-Makdis'i inşa etme işini bitirince, Yüce Allah'tan üç şey istedi. Bunların ikisini ona verdi. Bunlar:
1. (Allah'tan,) kendi hükmü gibi doğru ve isabetli) hüküm verebileceği bir güç istedi. Allah'ta, bunu yalnızca ona verdi.
2. (Yine Allah'tan,) kendisinden sonra hiçbir kimseye nasip olmayacak bir hükümranlık vermesini istedi. Allah'ta, bunu yalnızca ona verdi.
3. Mescidin yapımını tamamladıktan sonra mescidine gelip de sadece namaz kılmak için hareket eden bir kulu, annesinden yeni doğmuş gibi günahsız olarak oradan çıkarmasını istedi. (Fakat Allah, bunu, ona vermedi.)" (Nesâî, Mesacid 6; İbn Mâce, İkame 196; Müsned: 2/176)
İbn Kesîr, bu rivayeti aktardıktan sonra şöyle der:
"(Peygamber Efendimiz) 'İşte Cenab-ı Allah'ın, bunu bize vermiş olacağını ümit ederiz' buyurdu."
Hz. Süleyman (a.s) Beytü'l-Makdis'in inşaatını bitirince, "hükümdarlık sarayını" yaptı.
Tarihçiler derki: Hz. Süleyman (a.s), bu hükümdarlık sarayını 13 yılda tamamladı. Ayrıca "kurban kesme yeri" yaptırdı. Çünkü Hz. Süleyman (a.s), "onarım ve bayındırlık" işlerine çok büyük önem verirdi. (Bunun yanı sıra birde,) "deniz filo-suna" sahipti.
Tarihçiler der ki: Hz. Süleyman (a.s), Hindistan'dan kendisine altın, gümüş ve ticaret eşyası getiren "bir gemiye" sahipti. Savaş için "at" besleyip hazırlamaya da özel bir titizlik gösteriyordu. Onun şeriatında kadınların sayısı ile ilgili bir sınırlama olmadığından ipekli sırmalı çok sayıda hanımı vardı.