Hz. Yûnus (a.s)'ın Daveti
Yüce Allah, Hz. Yûnus'u, Irak'taki Musul toprağında bulunan "Ninova" halkına Peygamber olarak gönderdi. Çünkü Ninova halkı arasına putculuk girmiş ve içlerinde putlara tapma yaygınlık kazanmıştı. Onların, "Uştâr" adını verdikleri bir putu vardı.
Hz. Yûnus (a.s), Şam bölgesindeki beldelerden Ninova'ya giderek oradaki halkı Allah'a davet etti. Fakat halk, onun davetini kabul etmeyerek risaletini yalanladılar. Yüce Allah, bu tür memleket halkının çoğunun durumu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
"Biz hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklı ve şımarık kişileri, 'Biz, size gönderilmiş olan şeyi hemen inkar ediyoruz' derler." (Sebe: 34/34)
Hz. Yûnus (a.s), Ninova halkına; öğüt veriyor, nasihat ediyor ve onları Allah'a davet ediyordu. Bu şekilde aralarında yıllarca kaldı. Fakat Hz. Yunus, onlardan; hakka tıkanmış kulaklar ve kılıflı kalplerden başka bir şeyle karşılaşmadı. Onları Allah'ın yoluna getirmeye gücü yetmedi. Daha sonra onlara, eğer Allah'a iman etmezlerse, başlarına ilahi azabın geleceğini vaat etti. Kavminin durumunda bir değişiklik olmayınca, kendilerine üç gün sonra ilahi azabın geleceğini vaat ederek kızgın bir şekilde aralarından ayrılıp gitti. Bunun yanı sıra onların, Hz. Yûnus'u tehdit ettikleri, kızdıkları ve kovaladıkları, bunun sonucunda Hz. Yûnus'un, onlardan kaçtığı da söylenir.
Hz. Yûnus (a.s), Yüce Allah'ın, kendisine oradan çıkması ile ilgili emri gelmeden önce aralarından çıkıp gitmişti. Çünkü Hz. Yûnus (a.s), memleketini terk edip ailesiyle birlikte oradan çıkması ile ilgili Allah'ın emri gelmeden önce çıkışından dolayı kendisini hesaba çekmeyeceğini ve sıkıntıya düşürmeyeceğini sanmıştı... Yüce Allah'ın şu sözü, bu görüşü desteklemektedir:
"Zünnun (Yûnus)'a gelince, o, öfkeli bir halde (halkını bırakıp) gitmişti. Bizim, kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. (Enbiyâ: 21/87)
Hz. Yûnus (a.s), Rabbine değil de kavmine öfkelenerek çekip gitmişti. Çünkü Rabbine öfkelenmesi, Allah'a karşı yapılmış bir isyan sayılır. Üstelik böyle bir şey, peygamberlerin masumiyetine ters düşer. Bu konuda daha önce "Masumiyet Bahsinde" detaylı bilgi vermiştik. Daha geniş bilgi için oraya bakabilirsiniz.
Abdullah ibn Mes'ud, Mücahid ve Seleften bir topluluk dediler ki: "Hz. Yûnus (a.s), onların aralarından çıkıp gidince ve onlar da başlarına gelecek olan azabı hak edince, Cenab-ı Allah, onların kalplerine pişmanlık ve tevbe bıraktı. Peygamberlerine yaptıklarından ötürü pişman olup Allah'a yöneldiler. Canlarına eziyet vermek için de kıldan örülmüş giysiler giyindiler. Sonra da Yüce Rablerine feryadı figanla yalvarıp yakardılar. Hayvanlar ile yavrularını birbirinden ayırdılar. Allah'ın huzurunda boyun büküp sükûnet gösterdiler. Erkekler, kadınlar, oğullar, kızlar ve analar hep ağlaştılar. Çok korkunç bir an yaşadılar. Hz. Yûnus'a yaptıkları haksızlık nedeniyle Cenab-ı Allah; kendi gücü, şefkati ve merhameti gereği-karanlık gece parçaları gibi başlarının üstünde dönen azabı, onların üzerinden kaldırdı. İşte bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
"Yûnus'un kavmi müstesna, (halkını yok ettiğimiz memleketlerden) herhangi bir memleket halkı, keşke (kendilerine azab gelmeden) iman etse de imanları kendilerine fayda verseydi. Onlar iman edince, onlardan dünya hayatındaki rüsvaylık azabını kaldırdık ve onları bir müddet daha (dünya nimetlerinden) faydalandırdık. (Yûnus: 10/98)