Hz. Yahya'nın Doğumu
Hz. Zekeriyyâ (a.s), Hz. İsa'nın doğumundan önce İsrail oğullarına ilahi daveti yaymak ve açıklamak üzere Peygamber olarak gönderilmişti... Bilindiği üzere Hz. İsa, İsrail oğullarına gönderilen peygamberlerinin sonuncusu idi. İşte bundan dolayıdır ki hem Hz. Zekeriyyâ ve hem de Hz. Yahya, Hz. İsa'yı, doğumundan delikanlı oluncaya kadar hep koruyup gözettiler, İnciller'de geçtiği üzere; Hz. Zekeriyyâ ve Hz. Yahya, göklerin krallığının yaklaşmasına yakın bir dönemde Peygamber olarak gönderilmişlerdir.
Cenab-ı Allah, Hz. Zekeriyyâ (a.s)'a; risalet görevini vermeden önce ve İsrail oğullarını sapıklık ile mutsuzluktan kurtarması için onu seçmeden önce, o, mabedin (Beytü'l-Makdis'in) hizmeti için bir araya gelmiş din adamlarından biri idi. Daha sonra Cenab-ı Allah, Peygamber olarak seçip onu, İsrail oğullarına Peygamber olarak gönderdi.
Hz. Meryem'in babası İmrân; İsrail oğullarının önderi, ileri geleni ve en büyük hahamları idi. İmrân ölünce, kızı Meryem'in (bütün) sorumluluğunu, Meryem'in teyzesinin kocası Hz. Zekeriyyâ üstlendi.
Hz. Zekeriyyâ (a.s), kendini Allah'a adayan bu iffetli hanımefendiyi korurken onda, Allah'ın kudretinin akılları hayrete düşüren acayiplikleri görüyordu... Kur'ân-ı Kerîm, bize, bu olayın bir kısmını şöyle anlatmaktadır:
"Rabbi, Meryem'e, hüsnü kabul gösterip onu güzel bir bitki olarak yetiştirdi. Zekeriyyâ'yı da onun bakımı ile görevlendirdi. Zekeriyyâ, onun yanına, Mabede (Beytü'l-Makdis'teki ibadetgahına) her girişinde orada bir rızık bulur ve: 'Ey Meryem! Bu, sana nerden geliyor?' der. O da: 'Bu, Allah tarafındandır. Çünkü Allah, dilediğine sayısız rızık verir' derdi. (Âl-i İmrân: 3/37)
Hz. Zekeriyyâ, Meryem'in ibadetgahına girdiği zaman onun yanında memlekette ya da diğer insanların yanında bulunmayan yiyecek bulurdu. Allah, Hz. Meryem'e, onun ummadığı yerden çeşitli ikramlarda bulunurdu. Hz. Zekeriyyâ ise, şaşkınlık içerisinde
- 'Bu, sana nereden geliyor?' diye sorduğunda, Hz. Meryem:
- 'Allah tarafından geliyor?' diye cevap verirdi...
Hz. Zekeriyyâ; yaşı ilerlemiş, saçına beyaz düşmüş ve ihtiyarlamıştı. Hanımı ise çocuğu olmayan kısır bir kadındı... Hz. Zekeriyyâ; Allah'ın, Hz. Meryem'e olan ikramlarını, akılları şaşkına çevirip hayrete düşüren mucizelerini görünce, Al-lah'ın rahmet ve fazlını umarak Rabbinden; kendisinden sonra, peygamberliğe geçecek, İsrail oğullarına kılavuzluk etmeye varis olacak ve Salih kullarından olacak bir çocuk vermesini istedi. Yüce Allah, Hz. Zekeriyyâ (a.s)’ın bu duası ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
"Zekeriyyâ Meryem'in yanında (çeşitli yiyecekler görünce,) Rabbine: 'Rabbim! Bana, tarafından hayırlı bir nesil bağışla. İnanıyorum ki, Sen, yapılan duayı hakkıyla işitensin' diye dua etmişti. (Âl-i İmrân: 3/38)
Hz. Zekeriyyâ, Rabbinden bir çocuk istediğinde 99 yaşında ve hanımı da 98 yaşında idi.
Hz. Zekeriyyâ, sâdece çocukları sevdiği için çocuk istemiş değildi. Bilakis Rabbinden; İsrail oğullarını uyarma hususunda kendisine halef olacak ve kendisinin taşıdığı davet yükünü üzerine alacak bir çocuk istemişti. Çünkü Hz. Zekeriyyâ, ölümünden sonra İsrail oğullarının din ile ilgili işlerini, cahil ve fasık liderlerin üstlenmesinden ve bu kimselerin, Allah'ın şeriatı ile hükmüne uygun olmayan işler yapmalarından korkuyordu. İşte bundan dolayı Rabbinden çocuk istedi. Bunun için de Rabbine, gizli sesi duyan ve temiz kalpli kimsenin dışında hiçbir kimsenin işitemeyeceği şekilde gizlice seslenip Rabbinden, takva sahibi salih bir çocuk vermesini istedi. Allah ta, onun bu duasını kabul edip seslenişine cevap olarak; ihtiyar olmasına rağmen ona, kısır hanımından "Yahya" adında zeki bir çocuk verdi.
Halbuki ihtiyarlamış ve çocuk doğuramayacak yaşta olan bir kadın nasıl çocuk doğurabilir? Fakat bunu ancak; acayip şeyler yapan, olağanüstü şeyler yaratan ve dua ettiği zaman ihtiyaç sahibi kimselerin çağrısına cevap veren Allah'ın kudreti yaptırır...
Yüce Allah, Meryem Sûresinde bu konu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
"Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sâd. (Bu,) Rabbinin, Zekeriyyâ kuluna rahmetinin bir yadıdır. Hani o, gizli bir sesle Rabbine: 'Rabbim! Benim kendimde kemik yıprandı. Baş, bembeyaz alev aldı. Ve ben, Rabbim, sana (ettiğim) dua sayesinde bedbaht olmadım. Doğrusu ben, arkamdan, iş başına geçecek olanlar-dan endişe ediyorum. Hanımım da, kısırdır. Tarafından bana, bir veli (oğul) ver. Ki o, hem bana hem de Ya'kûb hanedanına da varis olsun. Rabbim, onu, rızana layık kıl!' diye seslenmişti. Allah ta: 'Ey Zekeriyyâ! Biz, sana, bir oğul müjdeleriz ki, onun adı, Yahya'dır. Daha önce ona hiç kimseyi adaş yapmadık' buyurdu.
(Zekeriyyâ:) 'Rabbim! Hanımım, kısır olduğu ve ben de ihtiyarlığın son sınırına vardığım halde, benim nasıl bir oğlum olabilir?' dedi. (Melekler) dedi ki 'öyledir, (fakat bunu, sana) Rabbin buyurdu: 'O (işi yapmak) Bana kolaydır. Daha önce, sen hiçbir şey değilken seni de yaratmıştım' dedi. (Meryem: 19/1-9)
Hz. Zekeriyyâ (a.s), yaşlı ve ihtiyar olmasına rağmen Hz. Meryem'in teyzesi olan hanımı Eşyâ'dan salih bir çocuğu oldu.
Hz. Yahya, babasının gözetiminde iyi bir hayat yaşadı. Daha sonra Hz. Yahya (için) asıl büyük fitne; yaşlı, ihtiyar ve onurlu babası daha sağ iken dalalet ehlinin arzularına kurban edilerek kesilmesi idi.
Salih bir Peygamber olan Hz. Zekeriyyâ (a.s)’ın ölümü de, zalim valilerin elinde oldu. O da, ölüm şerbetini, oğlunun içtiği bardaktan içti. Bazı tarihçilerin kaydettiğine göre; Hz. Zekeriyyâ (a.s), testereyle biçilerek şehit edilmiştir. (Hz. Zekeriyyyâ (a.s)'ın; eceliyle mi öldüğü, yoksa şehit edilerek mi öldürüldüğü konusu alimler arasında tartışmalıdır.) Böylece Rabbine, şehid ve kendisinden razı olunmuş olarak kavuştu. (Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, 683-686.)