Hz. Yahya (a.s)'ın Doğumu

Hz. Yahya, Hz. İsa'dan üç ay önce doğdu. Muasır olarak uzun müddet birlikte yaşadılar.

Allah'ın da müjdelediği üzere; dürüst, takva sahibi ve gösterişten uzak olarak büyüdü.

O, gençliğinde çöle gider ve orada çekirgelerle gıdalanırdı. Çünkü o, Allah'ın kendisine verdiği basit yiyeceklerle yetinir ve ibadeti çokça yapar, çokça Allah'a yalvarır ve Allah korkusundan dolayı çokça ağlardı.

Rivayet edildiğine göre; Mücahid, Hz. Yahya'nın bu durumu ile ilgili olarak şöyle der:

"Hz. Yahya'nın yiyeceği ot idi. Allah korkusundan o kadar ağlardı ki, eğer gözyaşı gözünün üzerinde kalsa, elbette onu yakardı. (İbn Kesîr, el-Bidâye, 2/54)

İbn Asâkir'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bir gün, anne ve babası, Hz. Yahya'yı aramaya çıktıklarında, onu, Ürdün Gölü yakınında buldular. Yanına vardılar. Onu, Allah'a karşı olan korku ve ibadet içinde (buldular. Onun bu halini görünce,) onları şiddetli bir ağlama tuttu."

Yüce Allah, Hz. Yahya'ya, olgunluk yaşında hikmet (peygamberlik) verdi. (Tevrat ile ilgili) şeriatı, şeriatın esaslarını ve hükümlerini öğrenmeye koyuldu. Öyle ki benzeri bulunmayan ve derin bir alim oldu. Din konusundaki fetvalar ona sorulur-du. 30 yaşına geldiğinde, ona, risalet ve nübüvvet verildi. Yüce Allah, Hz. Yahya'ya bu konu ile ilgili olarak şöyle hitap etmektedir:

"Ey Yahya! Kitab (Tevrat)'a kuvvetle sarıl' (dedik). (Meryem: 19/12)

Hayseme'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Hz. Yahya ile Hz. İsa, teyze çocuklarıydılar. İsa, yün elbiseler giyerdi. Yahya ise, kıldan dokunmuş elbiseler giyerdi Hiçbirinin ne dinarı ne dirhemi ne kölesi ne cariyesi ne de sığınacakları bir barınakları vardı. Nerde akşam orda sabah yaşayıp giderlerdi. Birbirlerinden ayrılmak istediklerinde, Yahya;

- 'Bana tavsiyede bulun!' deyince, Hz. İsa:

- 'Asla öfkelenme!' derdi. Hz. Yahya:

- 'Ben bunu beceremem' deyince, Hz. İsa, ona:

- 'Mal biriktirme ve saklama' diye tavsiye etti. Hz. Yahya:

- 'Bunu, belki yapabilirim' dedi. (İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye. 2/52)

Hz. Yahya (a.s), zühd hayatı yaşayıp çoğunlukla insanlarda uzak yaşar, çölde gezip dolaşır, ağaçların yapraklarım yer, nehir sularından içer ve bazı zamanlarda ise çekirge yemek suretiyle gıdalanırdı. Bazen kendi kendine: "Ey Yahya! Senden daha çok nimet içinde kim var? diye sorardı. (Muhammed Ali Sâbûnî, Peygamberler Tarihî, 688-690)