Allah (c.c.)

Öyle Allah ki ondan başka ilâh yok. En güzel isimler Esmâ-i Hüsnâ O'nundur.

Allah Teala kendisinden başkası olmayan tek bir Allah'tır.

Allah İsm-i Celâli, zatı ilâhi ismidir. Bir sıfata delâleti yoktur

Ebu Hüreyre (R. A.) rivayet ediyor: Resulullah Sallallâhu Aleyhi ve Sellem buyurdular:

«Şüphe yok ki, Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. -Yüzden bir eksik- Çünkü o, tektir; tek'i sever.. Bu isimleri her kim sayarsa Cennet'e girer»

Bu rububiyet sıfatları ile vasıflanmış, gerçek varlığı ile münferit olan varlığın ismidir. Çünkü ondan başka her varlık bizatihi varlığa müstahak değildir. Zira varlığı kendinden değildir. Zatı itibari ile helâka (yok olmaya) mahkumdur...

Evet, Allah'tan başka her varlık helâka mahkumdur. Yok olacaktır, baki kalacak olan, ancak ve ancak O'dur!

Lâfza-i Celâl bu mânâyadır. Onun asıl kökü hakkında yani (Allah) kelimesi hangi kelimeden meydâna gelmiştir hususundaki ileri geri fikirlerin serd edilmesi insana, beyhude çabalamaktan ve yorulmaktan başka bir şey kazandırmaz.

FAİDE :

Şunu iyi bil ki, bu isim, (Allah) Allah'ın doksan dokuz isminin en büyüğüdür! Çünkü bu, içinden hiç bir şey müstesna olmaksızın, bütün ilâhi sıfatları cem eden zâta delâlet etmektedir.. Diğer isimleri ise, ilim, kudret, fiil gibi yalnız ifade ettikleri mâna birimlerine delâlet etmektedir.

Yine bu isim, Allah'tan başkasına ne hakikat ne de mecazen delâlet etmeyeceği cihetiyle, bütün isimlerinden daha ahasdır (özeldir). Yani daha özellik ve hususiyet ifade etmektedir. Diğer isimler ise, böyle değildir. Ondan başkasına da itlâk edilip çağrılabilir: Kadîr, Alîm, Halim gibi.. İşte bu iki sebeptendir ki, Allah ismi, bütün isimlerin en büyüğü olmuştur...

BİR İNCELİK:

Diğer isimlerin mânaları, kula sübutu itibariyle de tasavvur edilebilir. Hattâ merhametli kişiye rahim, bilgin olan kişiye âlim, sabırlı olana sabûr, çok şükredene şekûr denebilir. Tabi ki Allah'a denmesiyle kula denmesi arasında farklar vardır. Lâkin «Allah» ismi ise her ne suretle olursa olsun Allah’tan başkasına itlâk edilemez. Yukarıda arz ettiğimiz gibi, ne hakikat cihetinden ve ne de mecaz cihetinden.

Bu ismin bu özelliği itibarı iledir ki, Es'sâbûr, Eş'şekur, el'cebbar, el'melik gibi isimler Allah'a izafe edilerek: «Bunlar Allah'ın isimlerindendir» denilmiştir de Allah ismi, Sebûr ve Şekûr'un isimlerindendir denilmemiştir. Zaten denemez de...

Neden mi? Çünkü, bu isim (Yani Allah ismi) İlâhî mânaların hepsini içine alma itibari ile daha şümullü ve daha kuvvetli olduğundan, başka isimle tarif edilmesine hacet kalmamıştır. Diğerleri ise ancak O'na (Lafza-i Celâl'e) izafetle tanımlanmıştır...

TENBİH:

Kulun bu isimden nasibi, son derece teabbud olmalıdır. Yani Allah'a bütün kalbi ile bağlanmalıdır. Hem de öylesine ki, gözü ondan başkasını görmemeli, ondan başkasına iltifat eylememeli, ondan başka hiç kimseden bir dilekte bulunmamalı (yani kimseye boyun eğmemeli), ondan başkasından korkmamalı... Bu niçin olmasın ki, O bu isimden, O'nun (Allah'ın) gerçek varlık olduğunu, O'ndan başka ne varsa, bütün her şeyin fani, "boş ve yokluğa mahkûm olduğunu anlamıştır... Evet kişi, her şeyden önce kendisinin de yok olacağını her fani gibi hayata gözlerini yumacağını bilmelidir. Nitekim Resulullah Sallallâhu Aleyhi ve Sellem kendisini yok saymış da şöyle buyurmuştur: Arab'ın söylediği beyitlerin en doğrusu Lebid'in şu sözüdür: «Allah’tan başka her şey boştur.»