El-Melik

El'MELİK: El'Melik; yaratma, diriltme ve öldürme ile her şeyin mutasarrıfı, padişahlar padişahıdır. Her şey emrine müsahhar ve amade olan hükümdardır.

O, öyle bir varlıktır ki, ne zatında ne de sıfatında hiç bir varlığa ihtiyacı yoktur. Bilâkis her şey zatında, sıfatında, mevcudiyetinde ve bekasında ona muhtaçtır.

Şu halde ondan başka her şey O'nun memlukûdür.

O'nun ise hiçbir şeye ihtiyacı yoktur! İşte Melik-i mutlak O'dur.

TENBİH:

Kulun mutlak melik olması hiç düşünülemez. Çünkü onun her şeyden müstağni olduğu söylenemez. Allah'tan başkasına ihtiyacı olmasa bile, mutlaka daima Allah'a muhtaçtır. Sonra insana herkesin, her şeyin muhtaç olduğu da düşünülemez. Zira ona muhtaç olmayan birçok varlıklar vardır da o farkında değildir. Lâkin kendisinin bazı şeylere muhtaç olmaması düşünülünce onun Melik olduğu zannı hakim olur.

Kullardan gerçek Melik o kişidir ki; Allah’tan başka kimsesi olmaz. Allah’tan gayri her şeyden alâkasını keser. O, bununla beraber asker ve halkının kendisine itaat ettiği boyun eğdiği ülkeye sahip olur.. (Nasıl mı?)

Şöyle: Çünkü onun öz ülkesi kalbi ve kalıbıdır. Askerleri ise, gazabı, şehveti, heva hevesidir. Halkı ise; dili, gözleri elleri ve sair azalarıdır.

O, bütün bunlara hakim olup da kendisine boyun eğdirirse, işte kendi iç dünyasında sultanlık derecesine yükselmiş demektir. Bir de buna insanlara karşı olan ihtiyaçsızlığı ve herkesin -gerek dünya hayatında ve gerekse ahiret hayatında- kendisine, muhtaç olduğu hususu eklenirse işte o zaman yeryüzünün sultanı olmuş demektir ki bu, Peygamberlerin (Allanın selâmı üzerlerine olsun.) rütbesidir. Çünkü O'nlar, ahiret hayatına hidayet etme hususunda Allah’tan başka hiç kimseye ihtiyaçları yoktur, herkes kendilerine muhtaçtır.

Meliklik hususunda; Peygamberleri, onların varisleri olan alimler takip ederler, onların sultanlık derecesi de, kulları irşat edebilmek yeteneğiyle ölçülür.

Evet, bu niteliklerle kul, melekler derecesine ulaşır ve Allah'a yaklaşabilir. Bu mülk -hakimiyet- kendilerine gerçek melik olan, mülkünde ortağı bulunmayan Allah tarafından ihsan edilmiştir.

Emirlerden biri, ariflerden birine:

— Ne ihtiyacın varsa söyle. Dediği zaman, arifin kendine verdiği cevap ne de arifanedir:

— Ben senden ne isteyeceğim ki, benim iki kölem vardır ki onlar senin efendindir.

— Neymiş onlar bakalım?

— Biri hırs, diğeri heva ve heves... İşte ben bu ikisinin sırtını yere getirip onlara hakim oldum, sen ise bunlara yenildin. Onlar sana hakim oldular. Demiştir.

Adamın biri, bir şeyhten kendisine nasihatte bulunmasını rica edince Şeyh ona dedi ki:

— Dünyada da ahirette de melik ol. Adam bu sözü duyunca şaşırdı ve tekrar sordu:

— Nasıl yani?

— Dünyaya karşı olan hırs ve şehvetini kesersen hem dünyada hem ahirette sultan olursun. Çünkü sultanlık hürriyet ve ihtiyaçsızlıkta görülebilir; esaret ve zillette değil...