El-Aziz

El'AZİZ: El'Aziz, kuvvet ve galebe sahibidir. Daima galiptir. Fakat hikmeti icabı çok defa zalimleri cezalandırmakta acele etmez, bazılarını da ahirete bırakır.

O, öyle bir kıymetli isimdir ki, emsali az bulunur. Ona çok ihtiyaç duyulur. Ona ulaşmak güç olur. Bu üç mânayı üzerinde bulunduramayan kişiye «Aziz» ismi verilemez!

Çünkü çok nadir olan şey var ki, kıymetli ve faydalı değildir. Bunun için de hiçbir zaman (Aziz) olamamıştır.

Nice kıymetli ve yararlı, misli bulunmayan şeyler var ki vüsûlü güç değildir: Güneş gibi.. Onun emsali yok. Yer de öyle... Bunların faydası pek çoktur. Onlara olan ihtiyacımız da son derecededir. Lâkin (bütün bunlara rağmen) her ikisine de (Aziz) diyemiyoruz. Çünkü, onları müşahede etmek onlara vasıl olmak güç değildir. Onun için bir şeyin aziz olması için mutlaka yukarıda arz ettiğimiz üç mâna (Vasf) nın bulunması gerekmektedir.

Sonra bu üç mâna'nın her biri için kemâl ve noksanlık söz konusu olabilir.

Meselâ nadir olmasındaki kemâl, bir olmasına bağlıdır. Çünkü birden az hiçbir şey tasavvur edilmez. Tek olan misli ve menendi bulunmayan varlık ancak Allah'tır. O'ndan başkası için böyle bir şey düşünülemez.

Güneş mevcut olma bakımından her ne kadar tek ise de lâkin onun gibisinin bulunması da mümkündür. Yani mümkün olma bakımından o, tek değildir. Kemâl necasette onun gibisi bulunabilir...

Şiddetli ihtiyaç meselesine gelince:

Bu, her şeyin -varlığında, bekasında, sıfatında kendisine ihtiyaç duyulan varlık olarak kabul ettiğimizde «Hakkında kemâl» sözü doğru olabilir. Böyle bir varlık Allah’tan başka var mıdır?

— Bütün varlıklar O'na muhtaçtır. Hem de her şeylerinde.

Yukarıda açıklamıştık. Allah'ı kendisinden başka tam mânasıyla kimse bilemez! Kayıtsız şartsız gerçekten Aziz olan O'dur. Azizlikte O'na hiçbir şey benzeyemez.

TENBİH:

Kullardan aziz olan, uhrevî hayatlarında ve ebedî saadetlerindeki önemli işlerinde kendilerine ihtiyaç duyulandır. Şüphesiz ki, bu evsafta olanlar yok denecek kadar azdır. İşte bu ancak Peygamberlerin rütbesidir. (Allah'ın rahmeti üzerlerine olsun.)

Şeref ve izzet, bakımından onlara ancak, asırlarında yaşamış halifeleri ve kendilerine varis olacak ümmet âlimleri yaklaşabilir. Tabiî bunların her biri, halkı irşat hususunda gösterebilecekleri başarı nispetinde onlara yaklaşma imkânına kavuşabilir.