El-Celil
EL'CELÎL: El'Celîl, şanına yaramayan şeylerden uzak, ululuk ve celâlet sahibidir.
O, Celâl sıfatları ile muttasıf olandır.
Celâl sıfatları, kimseye muhtaç olmamak, hakimiyet, Tekaddüs, ilim ve kudretten ibarettir. Bu sıfatların hepsini birden ihtiva eden Mutlak celildir ki, o da Allah'tır.
Allah'ın Kebir olması zatının kemâline, Celil olması sıfatının kemâline, Azîm olması ise her ikisinin (zatının ve sıfatının) kemâline racidir.
Sonra Celâl Sıfatı, O'nu idrak eden basirete nisbet edildiğinde, ona Cemâl denilir. Onunla muttasıf olana da Cemil derler. Cemil ismi aslında, gözle görünen zahiri şekle denilmiştir, sonra iç alemindeki güzel huya denilmiştir. Mesela Siretün hasenetün cemiletün = iyi, güzel bir siyret derler de bundan güzel ahlâkı kast ederler.
İç âlem, kendisine lâyık güzel sıfatları cem eden, gayet mükemmel ve mütenasip olursa, ona her bakımdan münasip olan basirete göre güzeldir. Gerçekte güzel olan Allah'tır. Çünkü âlemde güzellik, cemâl ve kemâl namına ne varsa hepsi Allah'ın zâtının nurlarından, sıfatının eserlerindendir.
Varlık aleminde, Allah’tan başka mutlak kemâl ve cemâle sahip olan hiçbir varlık yoktur,
O'nu bilen, O'nun cemâlini gören kişi ancak idrak edebilir bunun mânâsını. Çünkü öyle bir behçet ve sevinç, neşe ve sürür kaplar ki içini bütün cennet nimetlerini unutur gider, O'nun Cemâli karşısında.
Şurası da bir gerçektir ki, gözle görünen zahirî olan şekil güzelliği ile, kalp gözü ile görünen batınî mânâ güzelliği arasında hiçbir münasebet ve ilgi yoktur...
Onun CELİL VE CEMİL olduğu, her Cemil'in de mahbûb olduğu sabit olunca, O (Allah) kendisine inananların maşukudur!
İşte bu sebepledir ki, Cenab-ı Hak Ariflerin mahbubu olmuştur. Tıpkı zahiri suretlerin körler tarafından değil de gözleri gören kimselerce mahbûb olduğu gibi.
TENBİH:
Kullardan celil ve cemil olan, gören kalplerin lezzet duyacağı güzel ahlâkla muttasıf olandır. Dış görünüşe kulak asma.