El-Vedud

EL'VEDÛD: El'Vedûd, iyileri seven, rahmet ve rızasına erdirendir.

O, bütün mahlûkatın hayrını isteyen, onlara ihsan edendir.

Bu isim, (Rahim) isminin manasına yakın bir anlam taşımaktadır. Ancak şu farkla: Rahmet (kendisine merhamet edilen) i gerektirir. Kendisine merhamet edilense muhtaç ve muztardır. Rahim, (Merhamet eden = esirgeyen) in işleri, kendisine merhamet edilecek her bakımdan zayıf olan varlığı icab ettirir. Vedûd'un efali ise bunu gerektirmez, esirgeme bir sevgi neticesinden ileri gelir.

Cenab-ı Hakkın, esirgenen kimseye karşı merhamet murat etmesinin, insanların duyduğu (Hadis) bir duygu ile nasıl alâkası yoksa, onlara karşı olan sevgisinin bir tezahürü olan keramet, nimet ve ihsanı murat etmesi de insanlar hakkında (Hadis olan) sevgi gibi hususlardan öyle münezzehtir.

Esirgenen kişi veya sevilen kişi hakkında bu iki mefhum (yani rahmet ile meveddet (sevgi) ancak onların yararı için kasd edilir; Allah’ın rikkat ve meyle ihtiyacı olduğu için değil.

Kullara vasıl olacak yarar, merhamet ve meveddet (sevgi)nin özüdür ki, işte Allah hakkında tasavvur edilen de bundan başkası değildir.

TENBİH:

Kullardan bu isme ve bu vasfa lâyık olan o kişidir ki, Allah'ın mahlûkatına karşı daima iyilik murad eder. Kendisi için arzuladığını onlar için de arzular. Hatta onların menfaatlerini kendi menfaatlerine tercih eder: Nitekim ruhen kemâle ermişlerden biri şöyle haykırmıştır:

«Cehennem üstünde bir köprü olmak isterim. Ta ki üzerimden halk geçsin de ateşe" duçar olmasınlar.»

Bu ulvî duygu ancak, zor anlarda, insanların kin ve öfkeleri ile karşılaşıldığı hallerde tezahür eder tıpkı Peygamber Aleyhisselâmın mübarek dişleri şehid edilip, nur cemali kana boyandığındaki Kâinata ibret verici hali gibi:

«Allah’ım, ümmetimi hidayet et! Çünkü onlar (Hakikati) bilmezler.» görüyorsunuz ya, onların kötülükleri, Peygamberin onlara karşı, iyilik istemesine mani olmamıştır.

Yine Hazreti Ali (K.V.)'ye şöyle emretmişlerdir:

«Mukarrebleri geçmek istersen, seni ziyaret etmeyeni ziyaret et, seni mahrum bırakana ver, sana haksızlık edeni de affet.»