Maliku’l-Mülk
MALİKÜ'L-MÜLK: Malikü’l-Mülk; kâinat, mülk ve servetin hakikî sahibi, bütün varlık emrinde hikmetine kimse karışamayandır.
Bu, dileğini, memleketinde istediği gibi yürüten demektir: İstediği zaman var eder, istediğinde yok eder, istediğinde bırakır.
Mülk'ün buradaki anlamı, Memlekettir. Malik, ise tastamam bir kudrete sahip olan manasınadır.
Varlık aleminin bütünü tek bir memlekettir. O ise bu memleketin (ülkenin) sahibi...
Varlık aleminin tek bir memleket sayılması, içinde bulunan varlıkların birbirlerine bağlı olmasından ileri gelmektedir. Bunlar, bir bakıma her ne kadar çok görünürlerse de diğer yönden bir sayılırlar.
Tıpkı insan gibi. İnsan hakikatin bir memleketidir…
Lâkin bu memleket birçok azadan teşekkül etmektedir. Bu azalar birbirlerine yardım ediyorlar ki, insan hakikatinin istekleri yerine gelsin... Bu itibarla bu, tek bir memleket olmuştur.
İşte bütün alem de tek bir şahıs gibidir. Alemin eczası, tek bir gaye için birbirlerine yardımcı olan o şahsın azaları gibidir.
Allah’ın ihsanı, bütün alemde tam mânası ile gerçekleşsin diye bu ecza-i alem devamlı surette birbirlerine yardım etmekte, yekdiğerlerini tamamlamaktadırlar.
Bütün âlemin yeknesak oluşu aynı nizam ve intizam içinde bulunuşu itibarı ile tek bir ülke sayılmıştır. Bu ülkenin sahibi de hiç şüphe yok ki, yalnız ve yalnız Allah'tır.
Kulun ülkesine gelince,
Onun ülkesi, bedenidir. O, gerek kalbine ve gerekse diğer azalarına söz geçirebilirse, kendisine verilen kudret nispetinde, kendi ülkesinin sahibi olur.