El-Cami
EL'CAMİU: El-Cami, dünyada yaratılanları ve her istediklerini hatta birbirine zıt, su - ateş, toprak -hava gibi şeyleri topladığı gibi, ahirette de hesap ve ceza için hepsini toplayandır.
Bu isim; birbirlerine benzeyen, birbirlerine benzemeyen, birbirlerinin zıddı olan varlıkları bir araya toplayan manasına gelir.
Birbirlerine benzeyenleri bir araya getirme meselesine gelince:
Allah, yeryüzünde birçok insanı yaratmış ve onları kıyamet günü aynı bir yerde toplayacaktır.
Birbirlerine aykırı olan varlıkları bir araya getirmesi meselesine gelince, Allah; gökler, yıldızlar, hava, yer, denizler, hayvanlar, bitkiler, çeşitli madenler ve şekilleri, renkleri, tatları ve birçok vasıfları birbirlerine uymayan varlıkları bir araya getirmiştir.
Sonra canlı varlıklarda, et, kemik, adele, damar, beyin, cilt ve kan gibi çeşitli şeyleri cemetmiştir.
Birbirlerine zıd olanları bir araya getirmesi meselesine gelince: Allah; hararet, burudet, rutubet, yubûset (kuruluk) gibi birbirlerine zıt olan unsurları canlı varlıkların terkibinde bir araya getirmiştir.
Bundan daha mükemmel iş ne olabilir? Bunları ayrı ayrı anlamak veya anlatmak, ancak dünya ve ahirette bunları mufassal şekilde bilene müyesserdir.
Evet bütün bunları derinlemesine şerh ve izah etmek, uzun vakitlere müsteniddir.
TENBİH:
Kullardan bu vasfa lâyık olan o kişidir ki, dış görünüşteki edeb ve terbiye kaidelerini, iyi davranışları ile, iç görünüşteki yani kalbi olan davranışlarındaki incelikleri bir araya getirir.
Marifeti tam, sireti güzel olan kişiye (mecazî anlamda) cami denebilir.
Bu sebeple KAMİL kişiyi şöyle tarif ettiler:
«Kâmil insan o kişidir ki; marifetinin nuru, veraının nurunu söndürmez!»
Sabır ile basireti bir araya getirmek de imkânsızdır. Bundan dolayıdır ki, zühd-ü takvaya karşı son derece sabırlı olan kişide basiret göremiyoruz.
Bunun aksi olarak da, basiret sahibinde de sabır görülemiyor... İşte Cami, sabırla basiret arasını cem edendir.