El-Bakî

EL'BAKÎ: El-Baki, ancak O vardır. Varlığının nihayeti ve sonu olmayandır.

Bu, bizatihi varlığı vacip olan mânasına gelir. Ne var ki, zihinde istikbâl düşünüldüğünde buna baki denilir. Mazi düşünüldüğünde kadîm denilir.

Mutlak bakî, varlığının takdiri namütenahidir. Buna, ebedîdir diye de tabir edilir.

Mutlak kadîm, varlığının evveli olmayan demektir ki, buna ezelî de denilir. Bizatihi varlığı vacip dediğimiz zaman, bütün bu mânaları içine alır. Bu isimler, ancak mazi veya istikbâle izafetle oluyor.

Çünkü mazi ve istikbâlde bazı değişiklikler oluyor. Zira her ikisi de zamandan ibarettir. Tagayyür (değişme) ve hareket zaman icabıdır. Çünkü hareket bizatihi mazi ve müstakbele bölünmektedir. Değişen, değişme vasıtasıyla zamanla alâkası bulunmaktadır.

Tagayyür ve hareketten hali olan, zaman içinde değildir. Onun için de, onda mazi (geçmiş) ve müstakbel (gelecek) zaman yoktur. O bize göredir; geçmiş zamanda geçen hâdiselere, bunlar geçmiştir, geçmiş zamanda vukua gelmiştir; ileride vukua geleceklere de ilerde olacaktır, şimdi hali hazırda olan hâdiselere de şimdi cereyan etmektedir, deriz.

Hak Teâlâ, zamandan da öncedir, çünkü zamanı O yaratmıştır. Zamanı yarattığı zaman, zâtından hiçbir şey değişmemiştir. Zamanı yaratmazdan önce, zamanın onun üzerinde hiçbir rolü yoktu. Çünkü zaman diye bir mefhum yoktu. Zamanı yarattıktan sonra da nasıl idiyse öyle kaldı.

Beka'nın Zâtil-Baki üzerine zait bir sıfat olduğunu iddia eden yanılmıştır. Kıdem'in Zâtil-Kadîm üzerine zait bir sıfat olduğunu iddia eden daha çok yanılmıştır. Bekanın bekası, sıfatın bekası, kıdemin kıdemi, sıfatın kıdemi gibi sözler icap ettirir ki, bu aslından çürüktür.