Ma'dûm

(İktisadî Fıkıh Terimi)

Sözlükte mevcudun karşıtı olup 'adem kökünden gelir. 'Adem ise kaybolma, mevcudun yok olması gibi anlamlara gelir. Ancak kay! ulma anlamına gelen fakd daha özel ve dar bir anlam taşır. Çünkü bir şeyin ademi, varlığından sonra meydana gelir. Yani hem fakd için hem de henüz mevcut olmayan şeyler için 'adem denilir.

Teıim olarak Şâfıî, Hanefî, Mâliki ve Hanbelî fukahasından cumhurun görüşü; gelecekte bulunacak olan malda bey-i ma'dumun batıl oluşu üzerinde birleşir. Ancak özel şartlarla oluşan selem bundan müstesnadır. İbn Teymiye ve İbn Kayyim bu görüşe muhalefet etmişlerdir. Bu ikisine göre, garar ve mukanıere içermeyen bey'-i ma'dûm caizdir. Bunlar1 içeren bir alış verişten ise sakındırılmıştır. ibn ±£ayyim'e gör ma'dum üç kısımdır:

1- Zimmette sabit ve mevsuf olan ma'dûm. Bunun satışı ittifakla caizdir.

2- Mevcuda tabi olan ma'dûm; ma'dûm mevcuttan daha çok olsa bile. Bu da iki çeşittir: Birincisi müttefekun aleyh olandır ki, sadece birisi olgunlaşmış olan meyvaların satışıdır ve akit anında diğer meyvalar ma'dûmdur.

Diğeri de muhtelefün fîh olan çeşididir ki, kavun, karpuz ve bostanların (olgunlaştığında) satışı gibi.

3- Elde edilip edilmeyeceği bilinmeyen satıcı tarafından elde edileceği garanti edilmeyen ve müşteriyi tehlikeye düşüren ma'dûm. İşte bunun satışını şeriat ma'dûm ol-masından değil, garar olmasından dolayıyasaklamıştır. Bey'-i habele'l-habele, bey'-i mülâmese, bey'-i münâbeze, bey'-i melâkıh ve bey'-i medâmîn gibi.