Sıhhatü'l-Akd

(İktisadî Fıkıh Terimi)

(akdin geçerliliği)

Sözlükte sıhhat, eylemlerin en uygun biçimde yapılabilmesi için insanın sahip olduğu hal veya meleke olarak açıklanır.

Terim olarak fiilin (iki yönlü gerçekleşen) şeriata uygun olmasıdır. Cürcânî, "fiilin, ibadetlerde hükmü düşürücü veya muamelelerde talep edilen sonuçların elde edilmesinin sebebi olmasıdır" şeklinde tarif etmiştir.

Fıkıh terimi olarak akd-i sahih, şer'an istenen sonuçlara ulaşılabilecek şekilde her türlü şart ve rükünleri kendinde toplayan akit yani sözleşmedir. Bu açıklama çerçevesinde Hanefîler sahih akdi "İmzalanmasıyla sonuçları ortaya çıkacak bir şekilde nitelikleri ve aslı bakımından şeriate uygun olan sözleşme" şeklinde tarif etmişlerdir.

Asıldan maksat, meydana gelmesi istenen şeyin sabit olması, yani ortaya çıkması demektir. Aslın şeriate uygun olması demek de sözleşmenin, Şâri'in kabul ve itibar edeceği durumda olmasıdır. Yani akdin bütün şart ve rükünlerinin yetkilileri tarafından ortaya konması ve hükümlerinin de ilgili makam ve mekana iletilmesidir. Vasıflarımn şeriate uygun olması ise Şâri'in anlatılan şeyi öylece kabul ve itibar etmesi, yani vasıflarının şüphe ve hatalardan uzak ve geçerli olması ve akdi bozan şartlardan herhangi birisinin bulunmaması demektir.

Meselâ, Sâri' satış muamelesinde îcâb ve kabulün olmasına ve bunların temlik ve temellük ifade etmelerine, icab ve kabulün akıllı kişilerce yapılmasına ve bunların karşılıklarının da fiyat ve değerli bir mal olmasına itibar eder. Şâri'in itibar ettiği şartlar bulunduğu zaman satış da aslı bakımından meşru olur. Ayrıca Şâri'in kabul ettiği bu asılın, özel niteliklere sahip olması gerekir. Meselâ, tecil edilecek mal değerinin belirli bir müddete kadar ertelenmesi gibi. Şâri'in kabul ettiği bütün bu şartlar bulunduğu zaman satış, sıfatı yönünden meşru olmuş olur.

Akdin vasıfları ve aslı bakımından meşru olması sonuçlarının ortaya çıkmasına tam ve geçerli bir sebep teşkil eder.