Tefrit
(İktisadî Fıkıh Terimi)
(kusur)
Sözlükte, kısaltma ve kaybetme anlamlarına gelir. Meselâ, "ferrata fî'1-emri tefrîtan" denilir ki, "işi kısalttı ve sonuna kadar kaybetti" demektir. "İfrat" deyimine gelince bu da israf ve sının aşmak şeklinde yorumlanmıştır.
Cürcânî'nin belirttiğine göre "ifrat" ile "tefrit" arasındaki fark şu şekilde açıklanabilir: "İfrat ziyade ve kemal bakımından sının aşmak; tefrit ise eksiklik ve kusurlu yapma bakımından normalin altına düşmek demektir ve bu iki kelime deyim olarak sözlük anlamlan dışında kullanılmaz."
Tefrit deyimi fukaha dilinde vedia, şirket, mudarabe ve vekalet gibi emanet akitlerinde kullanılmıştır. Bu konular-da sadece muhafız durumunda olan emanetçi, tefrit (dikkatsizlik) durumunda, emaneti tazmin etmekle yükümlü olur. Eğer emanet eşya vekil, ortak, vasi ve benzeri kimselerin elinde haksızlık ya da "tefrit" gibi sebepler dışında yok olur veya zarara uğrarsa tazminatı gerekmez. Çünkü o sadece emanetçidir. Ancak emanetçi, eşyayı muhafaza noktasında tefrit (dikkatsizlik)e düşerse ve bu yüzden eşya zarara uğrarsa, kusurunu tazmin eder. Çünkü kusurlu kişi, malı muhafaza konusunda üzerine düşeni yapmadığından eşyanın telefine sebep olmuştur. Bu, fıkıhçılann üzerinde ittifak ettikleri konulardan biridir.
Tazminatı gerektiren "tefrit", emanetçinin malı koruması konusunda her durumun özelliğine göre, insanlann örfen hata saydığı kusurlardır.